BARİ İNANÇLARA SAYGI LÜTFEN...
BARİ İNANÇLARA SAYGI LÜTFEN...
Sabah saat 08:59, telefonuma gelen mesaja ilk baktığımda başkanın Ramazan diye birine kızıp Ayı dediğini zannettim(“Ayı” kelimesi, büyük ve tüylü bir hayvanın adıdır. Eğer bu kelimeye “-nın”, “-nin”, “-nun”, “-nün” gibi aitlik (iyelik) eklerinden biri getirilecekse, kelimeyi ayrı yazıyoruz. Örnek:Ayı + nın = “ayı’nın” Cümle örneği: Ayı’nın pençeleri çok keskindir.) ama mesajın tamamını okuduğumda A. OVALIOĞLU’nun Berat Kandili mesajı olduğunu fark ettim. Başkanımız sağolsun; hiçbir farklı inanca saygı göstermeden, kendilerinden vergi tahsil ettiği Ateist, Şaman, Ortodoks, Katolik, Musevi, Budist, Ezidi vs. ayrım yapmadan alayımızın kandilini kutlamış. Bu arada, Bakırköy Belediyesi olarak mesaj gönderilmesini anladık tamam da, A. OVALIOĞLU olarak ayrıca gönderilen mesajların parasını kim ödüyor, çok merak ediyorum? Hadi geçtim KVKK’yı, bildiğim kadarıyla belediyenin parası kullanılarak atılan şahsi mesajlar suç teşkil ediyor. Bu konuda araştırma yapması için İçişleri Bakanlığını göreve davet ediyorum.
Değerli okurlar, bilmeden büyük bir günah işlediğim için huzurunuzda Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu’ndan özür dileyerek yazıma başlamak istiyorum. Geçtiğimiz hafta CHP Genel Başkanlığı için çalışmalar yaptığından bahsettiğim sayın Ovalıoğlu’nun meğerse asıl amacı; ‘bakın benim CHP genel başkanlığı için ismim geçiyor ‘ diyerek algı yaratıp, 68.nci AK Parti hükümetinde sağlık bakanlığını kapabilmekmiş…
Haberimiz sonrası kuzenimi arayan bir yönetici, ‘Biz Kastamonu yedek sıradan prof. eşine bile vekilliği dahi layık görmezken, Doç. Ayşegül hanıma birde bakanlık mı vereceğiz, çok komiksiniz Murat bey’ diye kızmış…
Ne yapalım, kendi adıma mutlu, sizin adınıza üzgünüm ama yine CHP’de kalacak gibi görünüyor…
Hiç unutmam, 2024 yılı 31 Mart’ından önce elimizde mızrak, g*tümüzde yaprak akıl hastanesinin ormanında avlanarak yaşıyorduk. Ne yolumuz vardı, ne evlerimiz… eskiler iyi bilir, adeta Taş Devri hayatı sürüyorduk. Şimdiki Sea Pearl’ün olduğu yerde denize girer, Basınköy’ün olduğu yerde meyva toplar, Zuhuratbaba’da ağaçtan sal yapmakla uğraşırdık. Aalışveriş için Eminönü’ne at sırtında giderken, Analarımız çamaşırları, Yeşilköy’de İstasyon caddesi sonlarından Bademli sokak ile Çekmece caddesi kavşağındaki Abdülmecid Han Çeşmesi’nde yıkarlardı. Sobada tezek yakabilmek için Mamut boku peşinde az dolaşmamıştık. Şimdiki W Kuşağı bilmez, 2014-2024’lü yıllar arasındaki az biraz gelişmişliğimiz; yamalı donla gezip çarık giymek, kuru ekmekle beslenip, çamurlu su içmek, çatısı akan barakalarda eğitim görürken yokluktan defterlerimizi silip yeniden yazmaktan öte geçmemişti.
Veeee o gün(31 Mart 2024), o kutsal gün, o mübarek gün ile birlikte Bakırköy’ümüzün makus talihi de değişti. Adeta, Eski Çağ artık yerini Yeni Çağ’a bırakmıştı. Uzayın bilinmeyen bir yerinde çok ileri bir medeniyete sahip olan KastoMalata adlı gezegenden gelen Ayşegül Özdemir Ovalıoğu, yanında bizlere medeniyeti de getirmişti. İki yılda bizleri adeta katılan sayısı 20-30’u geçmemesine rağmen ısrarla etkinlik manyağı eden, Sit’tir diyerek uyarmamıza rağmen tarihi konut alanlarını işyerlerine çeviren, hibe araçlar karşılığında önüne gelene ruhsat veren, anketlerde en sonuncu çıkmasını görmezden gelen vs. vs. vs. sayın Ovalıoğlu tüm Bakırköylülerin gönüllerini fethetti. Ona oy verenler her zaman olduğu gibi yine o meşhur savunmayı yapıyorlardı, ‘Olsun biz CHP’ye oy verdik’.
Bizler aylarca bekledik geçmişten ders alınıp gelecek öyle kurulacak diye… sonra birden farkettik ki, elimizde mumlar, gece gündüz önceki dönem belediye başkanı Bülent Kerimoğlu’nu arıyoruz.
Mucize kadın Ayşegül Başkanıma rağmen neden Kerimoğlu’nu arar hale geldik Bakırköy’de?
Kerimoğlu döneminde 9 kreş vardı,
Ayşegül başkan döneminde 8 kreşimiz var… herhalde iyi bişey.
Kerimoğlu döneminde Osmaniye’de 35 bin metrekare büyüklüğünde belediye binası yapılıp hizmete açıldı.
Ayşegül başkan döneminde o binanın içerisinde komple şey yapıldı… eeee şey işte, hah tamam şimdi aklıma geldi, en üst kat Ayşegül ve Ertan Yıldız başkanımıza tahsis edilip, vatandaş kafasına estiğinde başkan ve eş başkan yanına çıkmasın diye de dokunmalı ellemeli özel kartlı asansör yapıldı…
Kerimoğlu döneminde Türkiye’nin en modern kapalı pazar alanı Osmaniye Mahallesinde yapıldı.
Ayşegül başkan döneminde o kapalı Pazar alanı ziyaret edildi… gülmeyin kardeşim, Ayşegül başkanım iki yılda 5 defa halkın içerisine çıktıysa, tamam çok yakın diye tercih etmiş olabilir ama bunun 3 defası Kapalı Pazar dı…
Kerimoğlu döneminde 5000 metrekare büyüklüğünde nikah sarayı yapıldı.
Ayşegül başkanım… Ayşegül başkan… Ayşegülll… sahi Ayşegül başkanım orada bir iki toplantıya katılmaktan başka ne yaptı, vallahi onu bilemedim.
Kerimoğlu 2014 yerel seçimlerinde aday olduğunda, Bakırköy’de hiçbir PKK’lı veya PKK sempatizanı DEM partililer oy vermemesine rağmen 102.364 oy aldı.
Ayşegül başkanım ise, Kent Uzlaşısı adı altında DEM partili birini belediye meclis üyesi yaparak, PKK sempatizanı DEM partililerin oyunu almasına rağmen 2024 seçimlerinde 88.572 oy aldı.
Ya ben neyin karşılaştırmasını yapıyorum ki… kimse gerizekalı değil. Zaten herkes görüyor neyin ne olduğunu…
Yazıyı şimdilik noktalayalım.
Bugünden başlayarak, kuzenimin yeni bitirdiği entrikalar, aldatmalar, yalanlar ve şeytana teslim olunmuş hayatların anlatıldığı Arkası Yarın hikayesini parçalar halinde sizlerle paylaşacağım. Hikaye de yer alan kişi yer ve olaylar tamamen hayal ürünüdür, lütfen kimse üzerine alınmasın…
O zamanlar ben daha lisedeyken teyzem doktordu.
Hastaneden eve, evden hastaneye bir yaşamın içinde boğulan ve üstüne dedem ve anneannemin baskıcı tutumları yüzünden sosyal hayatı biten teyzem, yine bir gün yorgun argın eve geldiğinde anne ve babasına, “bugün başhekim beni yanına çağırdı ve doktor hanım eğer Harvard’da klinik çalışma yapmazsan mesleğinde yükselemezsin dedi. Hal böyle olunca bende başhekimin teklifini kabul etmek zorunda kaldım. Eğer kabul etmesem çok düşük maaşla yaşamaya mahkum olacaktım babacımmm’’ diyerek adeta timsah gözyaşı dökmeye başladı.
Harvard’ı sadece gazete-televizyonlardan duyan ve yaklaşık 970 milyon dolar serveti olan dedem, teyzemin gözyaşlarına her zaman yenik düşmüştü. Yine öyle oldu, “peki kızım bu iş nasıl olacak” diye sordu dedem. Aynı zamanda aşırı cimri olan dedem aslında işin maddi boyutunu çok merak ediyordu.
Teyzem ilk hamleyi başarıyla atlatmış ve artık sıra ikinci hamleye gelmişti. “sen sadece 80 bin dolar versen yeterli babacığım. Geri kalan masrafı hastane karşılayacak.” Dedem aniden ortaya çıkan bu gelişme karşısında oldukça mutsuzdu. Yıllarca biriktirdiği rüşvet paracıklarının zerresi dahi eksilsin istemiyordu. Acaba eski bir partinin il başkanı olan ve şimdilerde oğlu bir ilçede belediye başkanlığı yapan iş ortağına mı danışsaydı… bilemedi. Sonra aklına erkek kardeşinden borç para istemek geldi ama onu daha yeni kazıklamıştı… yapacak pek bir şey yoktu. Kızının mesleğinde yükselmesi ve daha çok kazanması için seve seve bu parayı vermek zorundaydı. Kendi kendiyle hesaplaşan dedem istenen rakamı düşürmek için şansını denemeye karar vererek teyzeme, ‘Üniversiteye 50 bin versek olmaz mı kızım’ diye sordu.
Oysa teyzem eve gelirken tüm planları yapmıştı bile. 37 bin dolar okula verecek, geri kalan dolarları da kendi masrafları için harcayacaktı. Gereksiz bir sertifika için o kadar çok para verecek olması umurunda bile değildi. Sanki para kendi cebinden mi çıkıyordu. Oh olsundu varyemez babasına… gözünün kenarlarında zorla biriktirdiği yaşların arkasına gizlenerek, ‘İstikbalim söz konusuyken neden beni üzüyorsun babacığım, pazarlık yapılabilse ben yapmaz mıyım, senin paracıkların giderken benim içim yanmıyor mu zannediyorsun’ dedi.
Dedem, çaresizlik içerisinde başını öne eğerek, ‘peki kızım öyle olsun’ demek zorunda kaldı.
Teyzem 8 ay gibi bir süre özgür olacak olmanın mutluluğunu daha fazla yüzünde saklamaya çalışamayacağını anlayınca, hızlıca koşarak banyoya gitti.
Yaklaşık 10 dakika sonra geri döndüğünde yüzünde sahte bir hüzünle dedeme sarılarak, “ben siz olmadan ne yapacağım orada, keşke siz de benimle gelseydiniz ama en az 150 bin dolar masrafınız olur’’ diyerek, varyemez dedemin İngiltere’ye ziyarete dahi olsa gelme isteğini de oracıkta bitiriverdi.
Günler günleri kovaladı ve nihayet özgürlüğe giden yolun başlayacağı o büyük gün geldi çattı… ARKASI YARIN
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

