SALAH GELMİŞ HOŞ GELMİŞ!
SALAH GELMİŞ HOŞ GELMİŞ!
M.Salah transferi sıradan bir transfer değil. Yüksek maliyeti yanında çok boyutlu tasarlanmış bir organizasyondur.
İş insanı, siyasetçi ve aynı zamanda gazetemizin kıymetli yazarı Fuat Çakıroğlu, son günlerde Trabzonspor'da yaşanan transerle ilgili görüşlerini dile getirdi. Çakıroğlu açıklamasında şunları söyledi:
'M.Salah transferi sıradan bir transfer değil. Yüksek maliyeti yanında çok boyutlu tasarlanmış bir organizasyondur. Trabzon ve bölge insanı başta olmak üzere tüm spor camiası M. Salah'ın transfer olayını büyük coşkuyla karşıladı. Anlaşılan herkes bir beklenti içinde, bölgeye Arap turist gelecek, tanınırlığımız artacak, maçlarda seyirci kapasitemiz yükselecek, forma satışlarından çok paralar gelecek ve.. Şunu peşin olarak belirtmeliyim ki bir Trabzonlu ve Trabzonsporlu olarak beni Karadeniz’in ve ülkemizin çocuklarının başarısı daha çok mutlu eder, Ali Kemallerin, Hamilerin, Dozer Cemillerin, Şenolların, Necmilerin, Turgayların, Kadirlerin, Necatilerin, Özkan Sümerlerin, Ahmet Suatların hatta Fatih Tekkelerin ve isimlerini unutmadığımız diğer değerlerimizin başarıları hala hafızalarımızda kalıcı olarak yerini almıştır. M.Salah gollerine, takımımızın başarılarına elbette sevinirim fakat hiç biri Liverpool’u yendiğimiz maçtaki Dozer Cemil’in golü kadar beni mutlu etmez.
Kadın milli takımımız Voleybol Milletler Liginde dünya şampiyonu olduğu halde bu kadar konuşulmadı, sizce bu işte bir gariplik yok mu? Karadeniz’de son yıllarda Ortadoğu ve özellikle Arap kökenli insanların yoğun ilgisine tanık olmaktayız, sadece turist olarak değil artık mülk sahibi olarak ta komşularımız olmaya başladılar. Karadeniz yayla yollarında yerli vatandaşlarımızdan çok onları daha çok görürsünüz.
Gelelim asıl meseleye, futbol sadece futbol değildiri bana hatırlatan düşünceler zihnimin bir tarafını kurcalıyor. Ben tesadüflere inanmam, bunca yoksulluk varken, köylerimiz mahalle, meralarımız, müştereklerimiz kamulaştırılarak TOKİ’ye geçerken, apartman komşumuz yabancı olurken, derelerimizin kurumasına aldırmazken bunca coşku niye! Asla yabancı düşmanı değiliz, mülteci veya göçmen düşmanlığı maksadıyla bunları yazmıyorum. Biz Türkler kadar konuksever bir millet bilmiyorum ama neye sevinip neye üzüleceğimizin ayırdına varamadığımıza dikkat çekmek istiyorum sadece.
Oscar ödüllü ünlü yapımcı ve yönetmen Christopher Nolan’nın The Prestige diye bir filmi var. Filmin başlarında bir sahnede sihirbaz küçük bir kuşla numara yapar: Masanın üzerindeki kafes dümdüz olur ve kuş ortadan kaybolmuştur. Seyirciler arasında bir çocuk kuşun öldüğünü düşünür ve ağlamaya başlar. Sihirbaz çocuğa yaklaşır ve avucundan canlı bir kuş çıkararak gösterisini tamamlar. Çocuk buna inanmaz; bunun başka bir kuş olduğunu, ölen kuşun kardeşi olduğunu söyler. Gösteriden sonra sihirbazı yalnız görürüz ve elindeki ölü kuşu çöpe atmaktadır; çöpte çok daha ölü kuş vardır. Oğlan haklı çıkmıştır. Sihirbazlık numarası şiddet ve ölüm olmadan yapılamamaktadır. Bütün maharet neyin kurban edildiğinin gizlenmesi üzerine kurgulanmaktadır. Slavoj Zizek bunu diyalektik ilerleme kavramının temel öncülü sayar. “Yeni ve daha yüksek bir evreye gelindiğinde, bir yerlerde mutlaka ezilmiş bir kuş vardır.”(Slavoj Zizek, İlerlemeye Karşı, Mayıs 2026 1.Basım Türkiye İş Bankası Kültür Yay.)
Neoliberal kapitalist sistemin tüm ilerleme ve refah iddiaları boşa çıkmıştır ve arkada büyük bir yıkım bırakmıştır. Şimdi, sistem tüm paydaşları ve işbirlikçileri ile bu enkazı nasıl, hangi illüzyonlarla gizleyebiliriz derdinde. Ben çocuklarımız ezilen kuşlardan olsun istemiyorum, Eren Bülbül’ün ve Ahmet Minguzzi’nin kolunu Şenol tutsun, Ali Kemal tutsun, Hami tutsun, Fatih tutsun isterim. M.Salah gelmiş hoş gelmiş' dedi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

