Necmettin Gürsoy’un ‘Bize Her Şey Depremi Hatırlatıyor’ kitabının ikinci baskısı yayımlandı - Videolu Haber
Necmettin Gürsoy’un ‘Bize Her Şey Depremi Hatırlatıyor’ kitabının ikinci baskısı yayımlandı - Videolu Haber
ADIYAMAN (PERRE) - Şeriban ÖZÇAKMAK-Berfin GÜRBÜZ - Adıyamanlı emekli Öğretim Görevlisi ve Uzman Psikolog Necmettin Gürsoy, "Bize Her Şey Depremi Hatırlatıyor" adlı kitabının ikinci baskısının çıktığını belirterek, hem mesleki geçmişini hem de deprem sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kitapta, Gürsoy'un danışanlarının el yazılarıyla aktardığı duygu ve düşünceler ile tarihsel deprem kayıtları yer alıyor.
Adıymanlı emekli Öğretim Görevlisi ve Uzman Psikolog Necmettin Gürsoy'un "Bize Her Şey Depremi Hatırlatıyor" adlı kitabının ikinci baskısı çıktı. Gürsoy, eserinde Adıyaman depremi sonrası gözlemlerini, danışanlarının 250-300 kişilik el yazısı tanıklıklarını, 1073 yılındaki büyük deprem kayıtlarını ve bireysel travma hikâyelerini bir araya getirdiğini ifade etti.

Mesleki hayatından bahseden Gürsoy, "Emekli Öğretim görevlisiyim, aynı zamanda psikoloğum. Meslek hayatım 40 yıl oldu. Ankara Gazi Üniversitesi Psikiyatri Bölümü'nde çalıştım, sonra İstanbul Üsküdar Üniversitesi'nde çalıştım. Ondan sonra Adıyaman'da Park Hospital'da yaklaşık 10 yıl görev yaptım. Depremden sonra ayrıldım, Ankara'ya gittik ve tekrar geldik" dedi.
"Deprem Büyük Bir Facia, Adıyaman İçin Büyük Bir Yıkım Oldu"
Adıyaman'da 6 Şubat depremlerini birebir yaşadıklarını belirten Gürsoy, "Depremde buradaki evimiz yıkıldı. Adıyaman'da depremi birebir yaşadık. Deprem büyük bir facia, Adıyaman için büyük bir yıkım oldu. 1073 yılında bu bölgede bundan daha şiddetli bir deprem olmuş. O zaman 40 bin insan ölmüş; Besni Keysun ve Maraş'ta. Hatay'da Sen Piyer Kilisesi'nde ayin yapan bin kişi içeride kalmış, hiç kurtulan olmamış. Sonra Hristiyanlar bunu şöyle izah etmişler: Asuriler İncil'i yaktığı için bu belanın başlarına geldiğini söylemişler. Bu bela niye geliyor? Onu biz bilemiyoruz ama bence insan kusurundan, insan hatasından, hazırlıksız olmaktan kaynaklanıyor. Ben bunu Adıyaman'da gördüm. Biz Alitaşı Mahallesi'nde oturuyorduk, en üst kattaydık. Uyandığımda eşim de uyanmıştı. İlk işim dış kapıyı açmak oldu. Salonda kızımı kaldırdım, kızım başından yaralandı, başına dört dikiş atıldı. Teras kata çıktım, ne var ne yok diye baktım. Sarsıntı devam ediyordu. Sonra toparlandık, üzerimize ancak bir şeyler giyebildik. Arabamızın bulunduğu yere gittik. Oradan Adıyaman Üniversitesi'nin misafirhanesine geçtik. Saat 13.00'e yakın ikinci depremi yaşadık. Dördüncü günden sonra Ankara'ya gittik. On gün sonra tekrar Adıyaman'a geldim" ifadelerini kullandı.

"Deprem Sonrası Anlatılanlar Kitabın Oluşumunu Sağladı"
Gürsoy, kitabın deprem sonrası iki yıllık süreçte saha gözlemleri ve görüşmelerle şekillendiğini ifade ederek, "Kitabımı şöyle yazmaya başladım: İki yıl boyunca her gün deprem konuşuluyordu. Altınşehir K1 Konteyneri'nde bir gün omzuma bir el dokundu. Bir bayan, "Hocam beni tanıdın mı? Ben İlkay'ın arkadaşıyım" dedi. İlkay benim danışanımdı ve depremde vefat etmişti. Her karşılaştığım kişiyle buna benzer deprem konuşmaları oluyordu. Depremle ilgili anlatılanlar kitabın ismini ortaya çıkardı: "Her Şey Bize Depremi Hatırlatıyor." Danışanlarıma depremle ilgili duygu ve düşüncelerini öğrenmek için 8 soruluk bir çalışma yaptım. 200-300'e yakın kişinin kendi el yazılarıyla bir birikim oluştu. Bu birikim sonucunda Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde 1073 yılındaki depremle ilgili kaydı buldum, onu da ekledim. Bir röportaj buldum, hepsini bir araya getirdim ve kitabım ortaya çıktı" dedi.

"Kitabın İçinde 250-300 Kişinin Depremle İlgili Duygu ve Düşünceleri Var"
Danışanlarına ait hikâyelerin kendisini en çok etkileyen bölüm olduğunu söyleyen Gürsoy, "Kitabın içinde 250-300 kişinin depremle ilgili duygu ve düşünceleri, kendi orijinal el yazılarıyla yer alıyor. Beni en çok etkileyen, danışanlarımın hikâyeleri oldu. Depremde şunu gördüm: İlla kan bağı olması gerekmiyor. Danışanlarımdan bir aile vardı; aile boyu bana geliyorlardı. Kız 17 yaşındaydı, ablası 19 yaşındaydı, annesi, babası ve 13 yaşında çocukları vardı. Aile boyu vefat ettiler. Onları unutamıyorum. İlkay'ı da unutamıyorum. Bunun gibi çok danışanım oldu" dedi.

"Tıp Öğrencileri, Kitabım Üzerinden Drama Çalışması Yaptı"
Gürsoy, kitabın ikinci baskısının yayımlandığını ve farklı kurumlara ulaştırıldığını belirterek, "Bu kitabımın ikinci baskısı. Çeşitli yerlere dağıttım. 1973 Adıyaman Lisesi mezunuyum; okula gidip müdür ve müdür yardımcılarıyla görüştüm, öğretmenler odasında kitabı anlattım ve kütüphaneye hediye ettim. Buradaki bürokratlara, kütüphanelere, öğretmenevine hediye ettim. Ankara ve İstanbul'da da çeşitli yerlere gönderdim. İstanbul'da bir tıp kongresinde sunum yaptım. Üsküdar Üniversitesi'nde kitabımı anlattım, tıp öğrencileri kitabım üzerinden drama çalışması yaptı" ifadelerini kullandı.

Kaynak : PERRE
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

