AKIŞKAN SİYASET
AKIŞKAN SİYASET
Zygmunt Bauman'ın en bilinen ve en çok alıntılanan sözlerinden biri de, "Düşüncelerin değil, kısa konuşmaların çağında yaşıyoruz" ifadesidir.
21.yüzyıl siyasetini anlamak için yeni bir kavramsal çerçeveye gereksinim var.
Z. Bauman’nın günümüz değişken, geçici ve belirsizlik toplumlarını anlatmak için metafor olarak kullandığı “akışkan modernite” kavramı bana çağrışımda bulundu.
“Akışkan siyaset”i akışkan moderniteden tamamen bağımsız, 21.yüzyıl siyasetini anlama teorisi olarak ilgilisinin dikkatine sunuyorum. Bu kavram tamamen AI taramasında bir iki makalede adı geçse de genel siyaset teorisi dışında dar bir alanda, su ve kent yönetimi ile ilgili kullanılmış. Biz burada 21. yüzyıl genel siyaset teorisi bağlamında kavramlaştırmaya çalışıyoruz.
Akışkan bir siyaset varsa bir de katı(geleneksel) siyaset var demektir.
Günümüz siyasetinde ideolojiler, siyasal kimlikler, ittifaklar, kurumlar hatta ilkeler kalıcılıklarını yitirerek yeni oluşturulan kamuoyu davranışlarına göre sürekli değişiklik göstermektedir.
Eskiden(mesela 20.yüzyılda) partilerin belirli ideolojileri vardı; sosyalist, milliyetçi, sosyal demokrat, muhafazakâr, kapitalist, sosyalist, sağ, sol gibi.
Günümüzün siyasi partileri ideolojilerine zıt söylemler geliştirebiliyorlar; en milliyetçi parti, en bölücü parti diye ideolojik olarak etiketlediği parti ile işbirliğine gidebiliyor.!
İttifaklarda eskinin dost-düşman ayrımından çok, çıkar ilişkilerine göre hızla değişebiliyor. Uzun vadeli planlar yerine kısa vadeli hedefler gözetiliyor.
Akışkan siyaseti, eskinin siyasi liderliğinden, toplumun temsil biçimlerine, ideolojik kalıcı referanslarından farklı olarak yeni iletişim teknolojilerinin oluşturduğu kamuoyu dinamiklerinin şekillendirdiği başka bir siyasal düzene denk düşer.
Akışkan siyasetin sonuçlarını dünyanın her yerinde farklı yoğunluklarda görebiliriz.
ABD, ÇİN, TÜRKİYE, NATO, RUSYA, HİNDİSTAN, BATI ilişkileri bu düzlemde yorumlanabilir. Eskinin kalıcı dost, kalıcı düşmanlıkları yerine, çıkar temelli ortaklıklar dönemine girildiği anlaşılmaktadır.
20.yüzyılın ideolojileri yerine ülkelerin çıkar amaçlı pragmatizmi yerleşti.
Lider merkezli siyaset, popülizm ve her türlü krizlerin akışkanlığı da aynı siyaset yörüngesinde görülebilir.
Her şeye rağmen ulusal ve uluslararası bazda akışkan olmayan yönler de var.
ABD’nin küresel deniz yollarına verdiği önem, Çin’in uzun vadeli sanayi ve teknolojik hedefleri, Rusya’nın güvenlik ve nüfuz alanları politikaları, AB’nin kurumsal yapısı gibi.
Jeopolitik genelde katı(değişmez) kalırken, günlük siyaset akışkanlaşmaktadır.
Güvenlikte bir ittifaka ticarette başka bir ortağa, enerjide üçüncü bir aktöre yanaşabilir.
Klasikleşen bir blok siyaseti yerine çok daha esnek uluslararası çıkar ilişkilerini görebilmekteyiz.
Gelecekte hangi siyasetler belirgin ve etkin olacak, üzerinde düşünülmesi gerekir.
Görünürde günümüzün güvenlik, krizler ve savaşlar nedeniyle devlet kurumlarının ve uzun vadeli politikaların önem kazanması yanında; günlük politikada dijital iletişim teknolojilerinin, sosyal medyanın, ağ toplumunun ve yapay zekânın hızlandırdığı kamuoyunun değişimlerine akışkan siyaset ani tepkiler verebilmektedir.
Bir üçüncü yol olarak devletin temel kurum ve stratejileri katı(değişmez) kalırken, günlük siyaset esnek ve uyumlu olabilmektedir.
Peki, gelecekte katı siyaset ile akışkan siyaset arasındaki denge durumunun niteliği nasıl olacaktır? Bir temel soru olarak önümüzde durmaktadır.
Akışkan siyasetin yarattığı sonuçların en önemlilerinin başında fragmanlaşma(parçalanma) gelmektedir.
Eskiden partiler ekonomiden dış politikaya, eğitimden ekonomiye, sosyal politikalara kadar çok geniş alanlarda kapsayıcı programlar geliştirirdi. Günümüz akışkan siyasetinde daha çok tekil konularda, güvenlik, kimlik, vergi, enflasyon, kur v.b. gibi konular sürekli gündemi meşgul etmektedir.
Medyanın, seçmenin ve parlamentonun fragmanlaşması akışkan siyasetin sonuçlarından olarak okunabilir.
Parçalanmanın demokratik temsil ve karar alma süreçlerine olası etkileri nasıl olacak.?
21.yüzyıl akışkan siyasetin günümüzdeki en temel sorusu, toplumun ve siyasetin daha fazla parçalanması durumunda ortak kamusal irade ve fayda nasıl sağlanacak?
Toplum akışkanlaşırsa siyasette akışkanlaşır, akışkanlaşan siyaset fragmanlara(parçalara) ayrılır ve günün sonunda yeni bir “yönetilebilirlik” sorunu ortaya çıkar.
Siyaseti kişisel varoluşsal bir kaygı ve rakip siyaseti bu varoluşa mutlak düşman olarak gören ya da iktidarını kalıcı hale getirmek için olası kaybedilecek seçimleri iptal etmeyi düşünen veyahut Apartheid Rejimi(ırk ayrımcılığı, ayrılık ve beyaz üstünlüğü temelli bir Güney Afrika yönetim sistemidir) sömürge ülkelerdeki “ölümün altı ölüm” ülkeler bu yazının konusu dışındadır.
Bu yazı 21.yüzyıl genel siyasetini anlama yönünde bir kavramsal teori için başlangıçtır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

